Gaziantep 2.Gün-Kaçış Hayali | Seyahat Yazıları

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Gaziantep 2.Gün

Sabah güzel bir kahvaltının ardından yine hazırlanıp yola koyuluyoruz. Bugün ilk hedef zeugma müzesi.

İstasyon caddesi üzerinde ufak bir mola verip , meydanda bulunan Belediyenin turistler için hazırlamış olduğu “ Gaziantep Kültür Yolu Haritası” panosuna bakıyoruz..Oldukça açıklayıcı ve net bir harita gerçekten. Bulunduğunuz noktadan gideceğiniz yerlere kadar numaralar verilmiş ve zorlanmadan sizi oraya yönlendirebiliyor.Tabi biz her zamanki gibi cep telefonumuzdan gps’i açık tutmayı ihmal etmiyoruz :)

İstasyon Caddesinin hemen Önünde Stadyum var ve bu yol üzerinden hiçbir yere sapmadan istasyonu görene kadar yürüyoruz malesef..Sıcak biraz etkiliyor yine ama yapacak birşey yok. Karşımıza istasyon geliyor ve bizim gideceğimiz yer bu yolun karşısında olduğu için istasyonun sol taraftında bir alt geçit olduğunu görüyoruz ve oradan yürümeye devam ediyoruz..Şu an cadde isimleri aklımda değil ama kime sorsanız size bu şekilde tarif edecektir :)


Ve karşınızda Zeugma Mozaik Müzesi

Geçitten yürüyüp hemen yolun ilk sağından ara sokağa girince yaklaşık 100-150m sonra karşımıza Zeugma Mozaik Müzesi çıkıyor. Müzenin bahçesi gerçekten çok büyük ve gösterişli duruyor. Dışarısı çok sıcak olduğu için 1-2 fotoğraf çekip hemen içeriye giriyoruz.Giriş ücretli ve 8tl ödüyorsunuz.Müze kartınız varsa sıkıntı olmuyor.İçeri girer girmez müze görevlileri sizi karşılıyor. Dilerseniz size 3-4 tl ücret karşılığında 3 boyutlu gözlüklerle 15dk süren kısa bir belgesel izletiyorlar.Bizde tabi bu fırsatı kaçırmayıp kabul ediyoruz :)

Fotoğrafları çekerken flaşların kapalı olmasına dikkat edin..


Belgeselde dönemin tarihi ve nasıl bu hale geldiğini kısaca anlatıyor..İzlemenizde yarar var diye düşünüyorum.
Belgesel gösteriminden sonra müzeyi dolaşmaya başlıyoruz.Müze 2011 yılında faaliyete geçmiş ve Dünyanın en büyük mozaik müzesi olma özelliğini taşıyormuş.
Müze 3 katlı olduğu için dolaşmak biraz uzun sürüyor. Çıkartılan
mozaiklerin birçoğu eksik parçaları olduğu için tam görüntülenemiyor.Bunun en büyük nedenlerinden biri kaçakçıların mozaikleri çalışma alanından söküp satmaları.Hatta bir mozaik parçasında ilginç bir bilgi vardı. Çalınan parçalardan biri Amerika’da bulunup ele geçirilmiş ve Türkiye’ye müzeye getirilmiş. Ayrıca sular altında kalıp kurtulamayan bir sürü mozaik varmış. Müzede birçok fotoğraf çektim, yalnız müzeye gidecek olursanız ve fotoğraf çekerseniz eğer lütfen flaş kullanmayın.Zaten çoğu sular altında kalan bu tarihi mozaikleri korumak için her şeyi yapmak lazım..

Müze hakkında daha detaylı bilgi için siteyi ziyaret edebilirsiniz: http://www.muze.gov.tr/gaziantep


Müzedeki ziyaretimizi tamamladıktan sonra tekrar yollara
düşüyoruz. Bu sefer hedefte Koçak Baklavacısı var. Burası bölgenin en sağlam baklava mekanlarından biriymiş. Uzun bir yürüyüşün ardından ve yine sıcakta kavrulduktan sonra meşhur Koçak Baklavacısı'na varıyoruz.Oturup bir güzel baklava yiyoruz ve yanında güzel bir çay ile yorgunluğumuzu atıyoruz. 
Mekan güzel ve insanlar özel araçları ile buraya gelip tatlılarını yedikten sonrap yollarına devam ediyorlar..Gaziantep’in tatlılarından yemek istiyorsanız burayı tavsiye ederim:)


Şimdi ki rotamız olan Atatürk’ün Gaziantep’i ziyareti sırasında Bey Mahallesi’nde kaldığı ve Belediye’nin burada “Atatürk Anı Evi” olarak açtığı yere hareket ediyoruz. Girişte yine 1tl gibi bir ücret ödüyoruz.Anı evi yakın zamanda açılmış. Sanırım Mayıs 2013 ‘te açılış gerçekleştirilmiş. Yeni açıldığı içinde kendimizi biraz şanslı hissediyoruz :)


İçeride Atatürk’ün kaldığı zamanlarda kullandığı yatak ve diğer eşyalar görülebilir.Anı evi 2 katlı bir yer olduğu için her katta farklı eşyalar ve bilgilerle karşılaşabiliyorsunuz. Üst katta Gaziantep’in kurtuluşunu anlatan bir tv ekranında oturduğunuz yerden animasyonu izleyip duygusal anlar yaşabiliyorsunuz..



Bey Mahallesi’ne yakın bir yerde olan Tepebaşı Mahallesi’ne geçiyoruz. Burada Gaziantep’in en büyük camilerinden biri olan aynı zamanda Meryem Ana kilisesi olarakta bilinen Kurtuluş Camii bulunuyor.
Bu cami 1800’lü yıllarında sonunda Sarkis Taşçıyan tarafından inşa edilmiş. Bir ara cezaevi olarakta kullanılmış burası.Cami’de restorasyon çalışmaları vardı. Dışarıdan 1-2 kare çektik ama içerisi namaz saati gelmediği için açık değildi. Yine şansımıza ufak bir çocuk bulup buranın tarihi hakkında bize bildiği şeyleri anlattı. Hatta gelin size camiyi açalım dolaşın dedi :) Bizde pek bir sevindik açıkçası. Yetkili olan yaşlı bir amcaya cami kapılarını açtırdık ve içeri girince etkileyici bir yapı karşımızdaydı. Oturup 15-20 dakika seyre daldık, yine fotoğraflar çekip teşekkürlerimizi sunup oradan ayrıldık.

Tepebaşı’ndan aşağıya doğru Atatürk Bulvarı’na inince hemen yolun karşısında Atatürk’ün halka seslendiği bina yer alıyor. Burası eskiden 1860’lı yıllarda Kendirli Kilisesi olarak inşa edilmiş ve zamanla öğretmenevi
olarakta faaliyet göstermiş. Geçtiğimiz aylarda yine büyük bir açılışla Kendirli Kültür Merkezi olarak ismini değiştirmiş ve ziyaretçilerine kapılarını açmış tarihi bir yer burası.İçeride 3 boyutlu olarak Gaziantep savunmasını anlatan film oynuyormuş ama biz kapanış saatinde geldiğimiz için içeride dolaşamıyoruz ve sadece dışarıdan fotoğraf çekmekle yetiniyoruz.
Gaziantep gezimizin artık sonlarına yaklaşırken bölgenin meşhur kahvesi Tahmis’e doğru hareket ediyoruz. Burası sitesinde de yazdığı gibi 1635 yılından beri "kahvenin mekanı"ymış :)
Ulaşım yine sıkıntı olmuyor. Zaten ünlü bir yer olduğu için nerede olursanız olun birisine sorarsanız size yolu tarif ediyor :)

Ayrıca yoldaki tabelalarda sizi yönlendiriyor. Mekan Elmacı Pazarı civarında bulunuyor ve dışarıdan bakıldığında oldukça hoş gözüküyor.
Yaz ayında olduğumuz için çoğu kişi mekanın karşısındaki bahçede açık havada bulunmayı tercih etmiş ve kahvelerini,nargilelerini orada içiyorlar.Bizde meşhur tahmis kahvesini görelim diye mekanın içine giriyoruz. 2 katlı bir kahve ve pek dolu olmadığı için hızlı bir şekilde oturup siparişimizi yapıyoruz.Meşhur menengiç kahvesi geliyor bakır kaplarda. Hoş bir tadı var. Mutlaka tatmalısınız :)

Yorgunluk kahvesinden sonra tekrar konağa geri dönüyoruz. Bu güzel şehirden ayrılacağımız için eşyalarımızı toparlıyoruz. Geçirdiğimiz 2 gün dolu dolu ve harika geçti diyebilirim. Gidemediğimiz yerlerde vardı tabi. Bunların başında Zeugma antik kenti, Gaziantep hayvanat bahçesi,Hasankeyf gibi yerler var.
Artık bir sonraki Gaziantep turunda buralara gidip izlenimlerimi sizlere aktarırım umarım :)
Yarın sabah 6,30’da uçak kalkacağı için erkenden yatıyoruz. Bu arada Konaktaki misafirperverlik güzeldi. Ali Bey Konağı’na buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Sabahın 5inde taksi çağırıp bizi kapıya kadar uğurladılar, sağolsunlar :)
Bu arada seyahate çıkmadan önce yanınıza almanız ve dikkat etmeniz gereken şeyleri sıralayayım hemen :)

-Müze kart ( Birçok müze olduğu için sıkıntı olmadan giriş yapabilirsiniz )
-Fotoğraf Makinası ( İnsan manzaraları ve müzelerde güzel kareler çekebilirsiniz )

-Şapka ve uzun kollu gömlek ( Eğer yazın gidecekseniz hava çok sıcak ve kendinizi korumanız için gerekli )
-Harita ve gps ( Kaldığınız otel veya konak size gerekli rehberleri verecektir ama siz kendinizi garantiye alın )
-Sırt Çantası 


03.07.2013 / Gaziantep​


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder